İki hasır sandalye arasındaki kare masada, cam vazoda beyaz çiçekler.
Bitkilerle çevrili iki kişilik masa ve hasır sandalyeler.

Hayır. Özür için teşekkür ederken “Hiç sorun olmadı” demek zorunda değilsiniz. “Özür dilediğin için teşekkür ederim. Söylediğin söz beni kırdı; bunu hâlâ önemsiyorum” diyebilirsiniz. Özrü kabul etmeye hazırsanız bunu da ekleyebilirsiniz. Hazır değilseniz, sırf konuşmayı rahatlatmak için kabul ettiğinizi söylemeniz gerekmez.

Burada kendi adınıza üç ayrı şeyi düşünebilirsiniz: Özrü duyduğunuzu belirtmek, kabul edip etmediğinize karar vermek ve bundan sonra nasıl bir yakınlık istediğinizi söylemek. Üçüne aynı anda cevap vermek zorunda değilsiniz. Aşağıdaki konuşmalar, bu ayrımı göstermek için hazırlanmış kurgu örneklerdir.

Şu anda söyleyebileceğiniz doğru cümleyi seçin

Bir arkadaşınızın, başkalarının yanında emek verdiğiniz bir çalışma için “Sen zaten böyle işleri beceremezsin” dediğini düşünelim. Sonradan bu sözün kırıcı olduğunu kabul edip özür diliyor. Yanıtınız, o anda gerçekten nerede durduğunuza göre değişebilir.

Özrü duydum, ama kabul etmeye hazır değilim

“Bunu söylemek için aradığın için teşekkür ederim. O söz beni kırdı. Şu an özrünü kabul etmeye hazır değilim; biraz düşünmek istiyorum.”

Buradaki teşekkür, özür dilemek için sizinle iletişime geçmesine yöneliktir. Olanı önemsiz bulduğunuzu ya da konuyu kapattığınızı söylemez. Teşekkür etmek de içinizden gelmiyorsa daha kısa bir yanıt seçebilirsiniz: “Söylediklerini duydum. Şu an buna cevap vermeye hazır değilim.”

Düşünmek için kendinize bir son tarih koymanız gerekmez. Yeniden ne zaman konuşmak istediğinizi biliyorsanız söyleyebilirsiniz; bilmiyorsanız “Yarın kesin geçer” gibi bir söz vermeyin.

Özrü kabul ediyorum, kırgınlığım sürüyor

“Özrünü kabul ediyorum. Yine de herkesin önünde söylediğin söz içime oturdu. Şu an hiçbir şey olmamış gibi şakalaşmaya hazır değilim.”

Bu yanıt, kabulünüzü geri çekmeden o anki sınırınızı anlatır. “Özrünü kabul ediyorum” derken ne kastettiğinizi de kendi sözlerinizle açabilirsiniz: “Yanlış yaptığını kabul etmeni değerli buluyorum. Benim kırgınlığım henüz geçmedi.”

Özellikle “Kabul ettin mi, etmedin mi?” sorusuyla karşılaşırsanız, vermediğiniz bir kararı vermiş gibi konuşmayın. Özrü kabul etmek istiyor ama yakınlık konusunda kararsızsanız, tam olarak bunu söyleyin.

Konuşmaya devam etmek istiyorum, bir beklentim var

“Özrünü kabul ediyorum ve görüşmeye devam etmek istiyorum. Çalışmamla ilgili bir eleştirin olduğunda neyi eksik bulduğunu söylemeni isterim. Başkalarının yanında yapabileceklerimle ilgili böyle hükümler duymak istemiyorum.”

Burada bir sonraki konuşma için somut bir talep var. “Bana daha iyi davran” yerine, hangi sözün sorun olduğunu ve nasıl bir konuşma istediğinizi tarif ediyorsunuz. Konuyu ele alırken arkadaşınızın kişiliğine hükmetmek yerine belirli davranışı ve kendi düşüncenizi anlatmayı deneyin.

Bu üç seçenek, sırayla tamamlanacak aşamalar değildir. İlk yanıtınızın ardından mutlaka kabul etmeye veya eski yakınlığa dönmeye karar vermeniz beklenmez.

“Özür diledim ya” denirse

Arkadaşınız özürden sonra konunun kapanmasını bekleyebilir. Böyle bir beklenti dile getirilirse, konuşmayı onun ne kadar üzgün olduğunu tartışmaya çevirmeden kendi durumunuzu açıklayabilirsiniz.

Arkadaşınız: “Özür diledim ya, daha ne yapayım?”

Siz: “Özür dilediğini duydum. Senden tekrar tekrar özür istemiyorum. Benim de hemen rahatlamadığımı anlatıyorum.”

Yapılmasını istediğiniz bir şey varsa, onu ayrıca söyleyin. Örneğin yanlış bir bilgi başkalarına aktarılmışsa: “Özrün için teşekkür ederim. Bir de gruba söylediğin yanlış bilgiyi düzeltmeni istiyorum.” Sözel özür ile yapılacak düzeltmeyi ayrı cümlelerde konuşabilirsiniz.

“O zaman bir daha görüşmeyelim” gibi bir yanıt gelirse, istemediğiniz bir yakınlığa söz vermeniz gerekmez: “Ben şu anda görüşmeyi bitirmekten söz etmiyorum. Bugün biraz mesafe istediğimi söylüyorum.” Görüşmeye devam etmek isteyip istemediğinizi gerçekten bilmiyorsanız ilk cümleyi kullanmayın; “Bundan sonrası için henüz karar vermedim” demek daha doğru olur.

O anda “Sorun değil” dediyseniz açıklayabilirsiniz

İlk anda ağzınızdan çıkan söz, şimdi anlatmak istediğinizi karşılamıyor olabilir. O konuşmaya dönüp ne demek istediğinizi açıklayabilirsiniz:

“Dün ‘sorun değil’ dedim. Özrünü kabul ettiğimi söylemek istedim, ama yaşananı önemsiz bulmuyorum. Söylediğin söz beni hâlâ üzüyor; bunu da bilmeni istiyorum.”

Gerçekte özrü kabul edip etmediğinizden emin değilseniz, örneği buna göre değiştirin: “O anda ne diyeceğimi bilemedim. Şimdi düşününce henüz konuyu kapatmaya hazır olmadığımı fark ediyorum.”

Öte yandan “Sorun değil” gerçekten hissettiğiniz şeyi anlatıyorsa, yerine daha ciddi bir ifade bulmanız gerekmez. Buradaki amaç belirli kelimeleri yasaklamak değil, söylemek istediğinizle söylediğinizin örtüşmesidir.

Kendi yanıtınızı iki veya üç cümlede kurun

Önce yalnızca özre vereceğiniz cevabı yazın: teşekkür mü edeceksiniz, kabul mü edeceksiniz, yoksa düşünmek mi isteyeceksiniz? Ardından sizin için hâlâ önemli olan noktayı ekleyin. Gerekliyse bugün ne yapacağınızı veya karşı taraftan ne istediğinizi söyleyin.

“Özür dilediğin için teşekkür ederim. Herkesin önünde söylediklerin beni kırdı. Bugünkü buluşmaya gelmeyeceğim; yeniden görüşmek konusunda henüz karar vermedim.”

Mesajı göndermeden önce özellikle son cümleye bakın. Gerçekten yapmak istediğiniz bir şeyi mi söylüyor, yoksa arkadaşınızı rahatlatmak için bir söz mü veriyorsunuz? Size uymayan kısmı çıkarın. Bir yanıtın kibar olması için kırgınlığınızın bittiğini ilan etmesi gerekmez.

Konuşmada sizin de sorumluluk almanız gereken ayrı bir davranış varsa, onu kendi başına ele alabilirsiniz. Mazerete dönüşmeyen bir özür kurma rehberi, o cümleyi hazırlamanıza yardımcı olabilir.

Son kontrol: 2026-09-18